Kurdî English

Amed Fuarı’nda İsmail Beşikci, İsmail Beşikci Vakfı ve İsmail Beşikci Klasiği, Okurlar ve Kürdistanlı Kalabalıkların İlgisi İzlenmeye Değerdi. 20 Mayıs 2014 ile 25 Mayıs 2014 tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleşen 5. Diyarbakır TÜYAP Kitap Fuarı’na pek çok Türkiyeli yayınevinin yanı sıra, Kuzey Kürdistan’dan tüm Kürt yayıncıları da iştirak etti.

Fuar’da pek çok söyleşi, konferans ve tanıtım gerçekleşti. Genel olarak fuar, havanın yağmurlu, öğrenci finalleri dönemine denk gelmesi, geçmiş yıllara göre TUYAP AŞ’nin Kitap Fuarı’na daha yoğun reklam, tanıtım ve medyanın ilgili davranmasına rağmen, Fuar’a ilginin yeterince yansıdığını söylemek mümkün değil. Burada, “Diyarbakır Belediyesi, Fuar’a yeterli ilgiyi gösterdi mi?” sorunlarına mahzar kaldık. Ancak geçen dönemde Büyük Şehir Belediyesi’nin daha büyük ilgi gösterdiği yorumları ağırlıkta idi.  İlk günlerde,  öğretmenlerin adeta komutasında, öğrencilerin Fuar salonlarını doldurması, belki çocukların belleğinde bir kitap sevgisi ve şenliği yarattıysa da, sahada dolaşmalarının eğitici olduğunu söylemek zor. 

 

23. 05. 2014 tarihinde, İsmail Beşikci Vakfı’nın Düzenlediği ve İsmail Beşikci’nin sunduğu “Akademik Özgürlük ve Düşünce Özgürlüğü” konulu söyleşi,  Konferans II salonunda gerçekleşti. İsmail Beşikci’nin, Konferans II salonunu hınca hınç doldurması, İsmail Beşikci okuru Kürdistanlılar, dinleyiciler ve özellikle bizim için sürpriz değildi.

İsmail Beşikci kısaca; “Düşünce özgürlüğü olmadan, Akademik özgürlüğün olmayacağını, Fas’tan Endonezya’ya, tüm coğrafyada, İsrail istisnası hariç, hiçbirisinde demokrasi yoktur. Bunun nedenlerini iyi araştırmak gerekir. Bu ülkelerin tamamında üniversiteler vardır. Ancak düşün özgürlüğü olmadığı için, akademik özgürlük de yoktur. Düşün özgürlüğü sadece insan hakları kuruluşlarının alanı değildir. Üniversiteler düşünce üretme kurumları oldukları oranda etkin ve başarılı olabilirler. Kendi değerlerini savunamayan, düşüncenin özgürleşmesini savunamayan bir kuruluş, düşünce üretimine de katkı sağlayamaz! 1960, 1970, 1980, 1990’larda ve sonrasında da düşüncenin yargılandığı mahkemeler; üniversitelerden, herhangi bir kitap hakkında, ‘bu kitapta, yazıda ya da düşüncede suç var mı, yok mu?’ diye soruyorlardı. Bu öğretim üyeleri, solcuydu, sağcıydı ve ya sosyal demokrat, liberal idi. Ama tuttukları raporlarda, mahkemenin isteğine uygun, ‘bu kitapta, yazıda ya da düşüncede suç vardır ya da yoktur?’ diye cevaplarlardı. Bu düşünce özgürlüğüne, akademik özgürlüğe ters bir durumdur. Kitaplarda, yazılarda ya da düşüncelerde, yanlışlar, eksikler olabilir,  ama suç olamaz. Kitapta suç arayan anlayışın kendisi suç işliyordur.” dedi.

 

Sonuç bölümünde “ilkel milliyetçilik” ile ilgili sorulan soruya; “ Türk milliyetçiliği inkâr, imha ve yok etmeyi hedefler, Kürt milliyetçiliği ise yok edilmek istenen bir milletin varlığını ve özgürlüğünü savunur. Bu nedenle Kürtler, Kürt  milliyetçisi olmalıdır.” dedi. Yine “Sizi Ziya Gökalp’a benzetiyorlar. Ne diyorsunuz?” sorusuna, “İttihatçı, Türkçü ve Adriyatik’ten Çin Seddi’ne büyük Türk imparatorluğunu hedefleyen, diğer milletlerin tamamını Türkleştirmeyi planlayan” diye uzun uzun Ziya Gökalp’ı anlatan İsmail Beşikci, kendisini anlatmaya tenezzül bile etmemesi, dikkate değerdi. İsmail Beşikci’nin kendisini anlatmaya ihtiyacı da yok zaten…

İsmail Beşikci, 23.05.2014 tarihinde Konferans sonrasında, İsmail Beşikci Vakfı’nın standındaydı ve kitap imzalatmakta sabırsız olan ve oluşan okur sırası, stant çalışanlarını adeta hazırlıksız yakaladı. Aynı şekilde okur sırası Cumartesi (24.05.2014) ve Pazar (25.05.2014) günleri de devam etti, yaklaşık 1500-1700 kitabını okurları için imzalamış oldu.  Bu boyuttaki bir ilgi, İsmail Beşikci’yi tanımayanlar için hayret vericiydi!

Yine 24. 05. 2014 tarihinde Avesta yayınlarının düzenlediği Sinem Xan Bedirxan söyleşisi de tarihi olduğu kadar, duygusaldı, ve 1930-1940-1950’li yılları gözler önüne sergilediği için ders vericiydi.  Sinem Xan Bedirxan ile akşam yemekte olan sohbet ve sohbette Türkçe konuşanlardan “para cezası” mizanseni bizi bizle yüzleştirmesi açısından ilginç idi. Bu toplanan paralar ile 15 Kürt kız öğrencinin istihkakını sağlamaya çalıştığını söylemesi, aristokrat kişiliği ile ne kadar uyumlu olduğunu gösteriyordu.

Ahmet Önal

 

 


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Copyright © 2017