Kurdî English

Moderatörlüğünü İsmail Beşikci Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Önal’ın yaptığı ve Doç. Dr. Fuat Dündar’ın sunduğu “Mecburi İskân’ı Yeniden Okurken, Osmanlı Nüfus, İskân Politikası ve Türkiye ”konulu söyleşi İBV teras salonunda 05.04.2014 tarihinde gerçekleşti.

 

İsmail Beşikci’nin de aralarında olduğu pek çok kişinin katıldığı söyleşi Ahmet Önal’ın “Türkiye Nüfus Sorunlarında Azınlıklar (Doz Yay. 1999)”, “Modern Türkiye’nin Şifresi, İttihat ve Terakkinin Etnisite Mühendisliği (1913-1918)  (İletişim Yay. 2008)”,  İttihat ve Terakkinin Müslümanları İskân Politikası (İletişim Yay. 2001) adlı eserlerin yazarı olan Doç. Dr. Fuat Dündar’ı tanıttıktan sonra başladı.

 

Fuat Dündar kısaca;  “kendisini muhalif olarak tanıtan ve kamuoyunda da öyle bilinen akademik çevrelerin, Ermeni, Rum, Süryani vb. halkların Mecburi İskân sorunlarını işlerken neden, 1976’da yayımlanan İsmail Beşikci’nin “Mecburi İskân ve Kürt Sorunu kitabını ve tezini es geçerek söz etmediklerini, kaynaklarına katmadıklarını?” sordu ve “Bunun nedeninin Kemalizm’in tabusuzca eleştiren İsmail Beşikci ile aynı konumda kendilerini göstermeme çabasından kaynaklandığını ve bilim etiğine, özgür araştırma ve olgulara bilim yöntemi ile yaklaşma zafiyetlerinden kaynaklanmaktadır” diyerek başladı.  Söyleşi kısaca şöyle devam etti; 

 

Osmanlı Döneminden itibaren, Osmanlı Devleti ve TC’nin iskân politikalarını tarihsel olarak dönemlere ayıran ve her dönem bir sonraki döneme otokton halklar aleyhine bir iskân politikasını devir ettiğini, devletin her yeni reorganizasyonunda, halkların sürgün ve mecburi iskâna parça parça uğratıldığını anlattı. Türk Devleti’nin, uluslar arası koşulları Türk Milliyetçiliği lehine uyarlama konusunda maharetli olduğunu, Wilson Prensipleri sonucunda ortaya çıkan Sevr Antlaşmasını lehine çevirmek üzere, İngilizlerle sözlü olarak, Musul- Kerkük petrollerini ve Güney Kürdistan’ı terk etmek suretiyle anlaşarak,  Sevr’i Lozan ile bastırarak prensiplerini yok ederek sahiplendi.

 

Her dönemde Kürt siyasetinde farklı siyasi hatların olduğunu; 1910’larda “Emin Ali Bedirhan’ın Kürdistan, Şêx Abdulkadir’in İstanbul, Şerif Paşa’nın İngiliz- Amerikan merkezlerine dayalı siyaset izlediklerine dikkati çekti. TC.’nin kuruluşunda ortaya atılan Misaki Milli’nin esas belgesinin olmadığını, bahsi edilen Misaki Milli sınırlarının fulü olduğunu, Kürtleri dışlayan, ancak Kürtlerin ve Türklerin üzerinde yaşadığı sınırlar olarak tanımlanan, Osmanlı denetiminde olan İslam halklarının yaşadığı bölgeler olarak tanımlanırken de, Arap İslamlığından da uzak duran bir çizgide neyi kendine katabilirse orası Misakı Milli olarak tanımlanmıştır. Burada hedeflenen Misaki Milli sınırlarına varmada İngilizler kısmen engel olabilmiştir.

 

Türkiye’nin inşa sürecinde, başta Kürdolog olan, sonrasında ise Türkçülüğün esaslarını ortaya atan, esasında pragmatik özelliği ile Durkeym’e benzeyen bir politika izlemişlerdir. Osmanlı daha ziyade, mübadele, tehcir, sürgün ve yer değiştirerek yerleştirme uygulamalarını izlerken, TC. doğum, nüfus oranları ile de oynayan, Türk ve İslam olmayanlar üzerinde bir ‘yok edici’ siyaset izledi.

 

Söyleşi katılanların soru ve düşünsel katkılarıyla, derinlikli tartışmalarla sona erdi.

 


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Copyright © 2017