Kurdî English

İsmail Beşikci Vakfı ve Kürt Tarihi Dergisi’nin ortaklaşa düzenledikleri Kürt Tarihi seminerlerinin ikincisi vakıf terasında 28.12.2013 Cumartesi günü saat 17.00-19.00 arası yapıldı. İkinci oturumun konusu Tarih Yazımında Dersim 1937-38’di. Moderatörlüğünü Mesut Yeğen’in yaptığı seminerin konuşmacısı ise Bilgi Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı ve Tarih Vakfı Başkanı Doç.Dr Bülent Bilmez’di.

Bülent Bilmez konuşmasında Dersim 1937-38 ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi vereceğini ve buradan yola çıkarak kolektif hafızayı irdelemek istediğini söyledi. Dersim 37-38’e dair yapılan tarih yazımlarında bir tasnif yapılması gerektiğini söyleyerek 2010’lara kadar Dersim 37-38’in Türkiye akademisinde yer bulamadığını söyledi. Dolayısıyla çalışmaların tamamına yakınının akademi dışından olduğundan bahsetti. Yine akademiden dışarı atılıp çalışanların olduğunu söyledi ve buna İsmail Beşikciyi örnek gösterdi.

 

Bilmez, Kolektif hafızadan bahsedildiğinde Türkiye’de bölünme parçalanmanın söz konusu olduğundan bahsedilirken aslında Dersim’in 37-38 de kolektif hafızada da bölündüğünü dile getirdi. Dersimli olmayan birçok kişinin Dersim 38’den bihaber olduklarını, hatta bazılarının Cumhuriyetin erken döneminde bir ayaklanma olduğunu söyleyebiliyorlar. Dersimler bu konuda yazıp çizdiler ama 2010’lara kadar çalışmalar marjinal olarak kaldı. Resmi tarihe bakıldığında ise bu konuya iki düzlemde bakmak mümkün: Biri 37-38 de devlet politikasının da kabul ettiği Kemalist ve sol yazımın, kimi Kürt aydınlarının isyan söylemidir, yani Dersimlilerin 37-38de isyan ettiğini söymeketir. Bilmez, farklı bir yaklaşım olarak İsmail Beşikci 70’lerde hazırladığı, 1990larda bastığı çalışmasında süreci Kürtlük ve soykırım üzerinden adlandırdığını dile getirdi. Yine Zazaların Dersim’e dair farklı okumaları olduğunu, hakeza Alevi Dersimlilerin farklı bir okumaları olduğundan bahsetti. Bilmez, eğer isyan savunulursa aslında devletle benzer yerde durulacağını ve katliamın da meşrulaşacağını dile getirdi. Yani devlet politikasının adlandırmasına baktığımızda devlete isyan etmiş feodal beylerin gericilerin veya eşkiyaların bastırılması olarak anlam bulur bu olay. Yine sayı tartışmasının hakikati örttüğünü ifade eden Bilmez, devletin katledilenlerin sayısını az göstererek katliamı normalleştirmeye, bir güvenlik olayına indirgemeye çalıştığından bahsetti. Bülent Bilmez daha sonra akademi dışında yapılan çalışmalardan ve içeriklerinden bahsetti ve Dersim 37-38’i, oradaki soykırımı anlamak için belgeye gerek olmadığını, vicdanlı olmanın bunu anlamak için yeterli olduğunu dile getirdi.

 

Bilmez, yüzleşmenin, hesaplaşmanın özür ve tazmini öngörmüyorsa bunun adının yüzleşme değil tarih kavgası olduğunu da ifade etti ve şimdiye kadar yapılanın yüzleşme olmadığını vurguladı. Sunum bittikten sonra soru ve cevap kısmıyla birlikte hararetli tartışmalar oldu ve sadece 37-38 Dersim hakkında tarih yazımı değil, Dersimin tarihsel ve sosyolojik analizlerini de içeren tartışmalar yapıldı.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Copyright © 2017