Kurdî English

 İsmail Beşikci Vakfı, Zeri İnanç’ın Di Radyoya Êrîvanê de Dengê Kurdî /Erivan Radyosunda Kürt Sesi[1] kitabını yaklaşık bir yıl kadar önce yayımlamıştı.

İsveç’te yaşadığı anlaşılan, Erivan Kürdlerinden olan Têmûrê  Xelîl bu kitaba yoğun bir şekilde saldırmıştır.[2] Kitabı yayına hazırlayan Zeri İnanç’a, kitabı yayımlayan İsmail Beşikci Vakfı’na, İsmail Beşikci Vakfı Yayınlarına, İsmail Beşikci’ye, Casimê Celîl’e, çocukları  Prof. Dr. Ordîxanê Celîl’e, Prof. Dr. Celîlê Celil’e, Cemîla Celîl’e, Zîna Celîl’e yoğun bir şekilde saldırmıştır. Zeri İnançla röportaj[3] yaptığı için Agosa da saldırmıştır.

Zeri İnanç, Têmûrê Xelîlin kitapla ilgili suçlamalarına 20 Mart 2017 tarihinde cevap vermiş, kitabın içeriği ve kapsamı hakkında ayrıntılı açıklamalar yapmıştır.

Têmûrê Xelîlin kullandığı kavramlar, kati surette, bilimin kavramları, siyasetin kavramları değildir. Basının kavramları değildir. Saldırı sırasında, bilim ahlakıyla, basın ahlakıyla hiç bağdaşmayan kavramlar kullanmaktadır. Hakareti, aşağılamayı, küçümsemeyi bilgi üretmenin bir yolu olarak seçmiştir. Ve bunu bilinçli olarak yapmaktadır. Kitabın, kitaptaki bilgilerin baştan aşağı yanlış olduğunu, kitabın imha edilmesi gereken, yok edilmesi gereken bir kitap olduğunu yazmaktadır. Têmûrê Xelîl, Erivan Radyosu’nda, babasının ve anasının emeklerinin çok daha büyük olduğunu, fakat onlardan hiç söz edilmediğini vurgulamaktadır.

Kitap, daha önce çeşitli yerlerde yayımlanmış yazılarla birlikte toplam dokuz yazıdan oluşmaktadır.Bu kitapta, sadece dört yeni yazı vardır. Birincisi Zeri İnanç’ın Önsöz yazısıdır. İkincisi, Zîna Celîlin bu kitap için kaleme aldığı ve 7-8 yaşlarında bir çocuk olduğu dönemde Erivan radyosu ile ilgili anılarından söz ettiği yazıdır. Üçüncüsü Zeri İnanç’ın Celîlê Celîl hocayla yaptığı röportajdır. Dördüncüsü de, İsmail Beşikci’nin, kitabın sonunda, kitap hakkında, yazdığı bir yazıdır. Geriye kalan bütün yazılar, zaten eski tarihlerde, çeşitli yayınlarda yayımlanmış yazılardır.

Celîlê Celîl hoca, gerek bu röportajında, gerek kitapta yer alan öbür yazılarında, Têmûrê Xelîlin babası Xelîlê Çaçan (Muradov)dan da anası Eznîva Reşîdden de söz ediyor. Kitapta yer alan yazılarda başka yazarlar da bu kişilerden, onların emeklerinden söz ediyorlar. Öte yandan bu kitap Erivan Radyosu Kürdçe bölümünün kuruluş dönemini, 1955 yılını anlatıyor. Sözü edilen bu kişiler, yani Têmûrê Xelîlin anne ve babası ise, bu radyoda 1957 yılından sonra çalışmaya başlamışlar. Buna rağmen çeşitli yazılarda onlardan da söz edilmiş.

Têmûrê Xelîl’in esas sıkıntısı kanımca şudur. Têmûrê Xelîl, Casimê Celîl’e ve çocuklarına, kısaca Celîl Ailesi’ne kıskançlık duyguları içindedir. Bu kıskançlık giderek düşmanlığa dönüşmüş. İsmail Beşikci Vakfı (İBV) gibi ciddi bir kurumun Casimê Celîl ailesinin emeklerine saygı duyması, bunu değerlendirmesi, bunu Kürd kamuoyuna duyurmaya çalışması Têmûrê Xelîl’i çok rahatsız etmiş. Bunun için kitapta yer alan yazıların büyük bir kısmı eskiden, çeşitli tarihlerde, Kürtçe yayın yapan çeşitli yayın organlarında, dergi, internet sitesi vb. yerlerde yayımlandığı halde,  yazılara bir tepki göstermemiş, ama İBV tarafından yayımlanan kitap için,  "Kitap baştan aşağı yanlış bilgilerle doludur, imha edilmelidir, satıştan kaldırılmalıdır…" diyor. Ayrıca "bu kitabı satmak suçtur" diyor.

Celîl ailesinin Kürd kültürüne, edebiyatına, müziğine, genel olarak Kürd folkloruna katkıları, konuyla ilgili herkesin bildiği, kabul ve takdir ettiği bir gerçektir. Viyanadaki Kürdoloji Enstitüsü bir süredir Zargotina Kurda başlığı altında Kürd sözlü kültürüne/mirasına dair eserleri bir araya getirip yayımlamaktadır. Toplam 25-26 cilt olması planlanan Zargotina Kurdanın bugüne kadar beş cildi yayımlanmıştır. Têmûrê Xelîl ise bütün bunları sıfırlamaya çalışmaktadır.

İfade özgürlüğü, özgür eleştiri elbette çok önemlidir. Ama Têmûrê Xelîl’in dili, hiç bu dil değildir. Basın dili değildir. Bilim ahlakına, basın ahlakına, aydın davranışlarına uyarlı bir dil değildir. Hakarete, aşağılamaya, küçümsemeye dönük bir dildir. Têmûrê Xelîl, neden böyle bir dil kullanıyor? Düşüncelerini, biliminin, siyasetin kavramlarıyla açıklayamadığı için, kıskançlık duygularını bu şekilde tatmin edemeyeceği için, böyle bir dile yaslanmak gereğini duyuyor. Düşüncelerini bilimin, siyasetin, kavramlarıyla açıklamaya çalışanlar muhataplarına hakaret etmezler, onları aşağılamaya, küçümsemeye yeltenmezler. Onları bilimin, siyasetin kavramlarıyla eleştirirler.

Şunu belirtmek de gerekir. Kendi ülkesinden, kendi toplumundan kopmuş, başka bir ülkede yaşayan insanlar, biraz mütevazı olmak durumundadır. Hele hele Kürdler… Kendisi  gibi diğer ülkelerde yaşayan öbür Kürdlerle sıcak ilişkiler geliştireceğine onlara karşı düşmanlık yaymaya çalışan bir anlayış kolay kolay anlaşılır bir anlayış değildir.

Bu ilişkileri, gelişmeleri kamuoyuna duyurmak gerekli görülmüştür.

İsmail Beşikci

16 Ekim 2017


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Copyright © 2017