Kurdî English

İsmail Beşikci Vakfı Etkinliği – Söyleşi

 

Vakfımızın Teras salonunda 6 Nisan 2013 tarihinde “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Kürtler” konulu söyleşi yapıldı. Moderatörlüğünü Vakfımızın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruşen Arslan’ın yaptığı söyleşi de Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cengiz Aktar konuşmacıydı.

Cengiz Aktar, “Özerklik Şartı nedir, ne işe yarayabilir” sorusu ile başlayarak genel olarak şunları söyledi; Avrupa Konseyi’nin 1985 tarihli “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” Türkiye’de 1988’de imzalandı, 3723 sayılı yasayla 1993’te yürürlüğe girdi. Dibacesinde Türkiye’nin yanından geçemeyeceği adem-i merkeziyetçi ilkeler zikredilir: “Vatandaşların kamu işlerinin sevk ve idaresine katılma hakkı Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin tümünün paylaştığı demokratik ilkelerden biridir; bu hakkın en doğrudan kullanım alanı yerel düzeydedir; değişik Avrupa ülkelerinde özerk yerel yönetimlerin korunması ve güçlendirilmesi demokratik ilkelere ve idarede adem-i merkeziyetçiliğe dayanan bir Avrupa oluşturulmasında önemli bir katkı sağlayacaktır.”

Şart’ın bir Avrupa Konseyi (Avrupa Birliği değil) sözleşmesi olmasından ötürü bağlayıcılığı ve izleme mekanizması yok. Onaylansa da uygulanmayabilir. Kaldı ki Türkiye’nin onaylayıp uygulamadığı ve tam aksini uyguladığı uluslararası metinler üzerine doktora tezi yazılır, kürsü dersi verilir.  

Metnin onaylanmış hali tümü değil. Ana metnin 12. maddesi akit taraflara en az 20 maddeyi seçerek sözleşmeyi onaylama imkânı tanır. Türkiye bu seçme hakkını kullanarak (dolaylı çekince) metni akdetti. Sonuçta yasa yapıcı, anayasal sınırı ve idarî teamülü göz önünde bulundurarak maddelerden işe yaramayan bir potpuri yapmış oldu. Seçilmeyen maddeler şunlar:

·         Yerel makamları doğrudan ilgilendiren planlama ve karar süreçlerinde kendilerine danışılması;

·         Yerel yönetimlerin iç örgütlenmelerinin kendilerince belirlenmesi;

·         Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve faaliyetlerinin kanun ve temel hukuk ilkelerine göre belirlenmesi;

·         Vesayet denetimine ancak vesayetle korunmak istenen yararlarla orantılı olması durumunda izin verilmesi;

·         Yerel yönetimlere kaynak sağlanmasında hizmet maliyetlerindeki artışların mümkün olduğunca hesaba katılması; 

·         Yeniden dağıtılacak mali kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda yerel yönetimlere önceden danışılması;

·         Yapılacak malî yardımların, yerel yönetimlerin kendi politikalarını uygulama konusundaki temel özgürlüklerini mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmaması;

·         Yerel yönetimlere başka ülkelerdeki yerel yönetimlerle işbirliği yapma hakkının tanınması;

·         Yerel yönetimlerin haklarını savunabilmeleri için uluslararası yerel yönetim birimleriyle işbirliği yapabilmeleri, uluslararası birliklere katılabilmeleri;

·         Yerel yönetimlerin iç hukukta kendilerine tanınmış olan yetkileri serbestçe savunabilmek için yargı yoluna başvurabilmeleri.

Bu maddeler adem-i merkezî bir idarî yapının hayata geçmesi için yararlı olabilecek tavsiyeler içeriyor. Ancak anayasal ve yasal adem-i merkezî düzenleme yapmak yerine bağlayıcılığı olmayan, tüm maddeleri kabûl edilse dahi maddelerin içeriğinin bugünkü anayasal ve yasal sistemde uygulanması mümkün olmayan bir uluslararası metne bel bağlamak abestir. En azından çare değildir. Hukuk tarihimizde de görülmüş değildir. Kaldı ki benzer tartışma Avrupa Konseyi’nin yine bizi ilgilendiren, sorunlarımızın çözümünü kolaylaştırabilecek Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı ile Ulusal Azınlıkların Korunması İçin Çerçeve Sözleşme için katiyen yapılmaz. Türkiye bu iki metni imzalamadı bile. Cengiz Aktar’ın konuşmasından sonra izleyicilerin merak ettiği sorular Aktar tarafından cevaplandırıldı. www.yasamradyo.com.tr adresinden canlı olarak dinlenen söyleşinin soru cevap kısmı bittikten sonra kapanışını Ruşen Arslan yaptı.

 

Fotoğraflar için tıklayınız…

Video için tıklayınız…

Ses kaydı için tıklayınız…

 


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Copyright © 2018